22 May-30 August 2009 Montehermoso, Vitoria-Gasteiz, Spain

"There is no audience, an exhibition about public imagination" aims to reconstruct survival values and produce a multifaceted hope for future audiences by converting the reader into a viewer, injecting performative, sonic and narrative intelligence into contemporary vision, while questioning the role of access, value and the media in the contemporary image politics. Investigating the possibilities of a ‘spacetime’ for the discussion of a fundamental question;“who is our audience today?”, it departs from the continuously changing position of the audience and examines how public imagination is perceived today in diverse cultural, political and social contexts, seeking to understand how artistic research and knowledge respond to these transformations.

22 May-30 August 2009 Montehermoso, Vitoria-Gasteiz, Spain

Participating artists: Alikidd + Jade Sou, Can Altay, Fikret Atay, Johanna Billing, Gerard Byrne, Elmas Deniz, Olof Dreijer, Hadley + Maxwell, Christian Hillesoe & Johan Tiren, Lynne Marsh, Ming Wong

Film Program: Peter Watkins, Aras Özgün / Ulus Baker

contributed by: Noam Chomsky

curated by: Adnan Yıldız

Açılış bu gün: Göreli konumlar ve kanaatler


GÖRELİ KONUMLAR VE KANAATLER

BASIN BÜLTENİ

16 - 30 Nisan arasında Göreli Konumlar ve Kanaatler adlı sergi, İstiklal Caddesi’ndeki Suriye Pasajının 4. katındaki eski bir kayıt stüdyosunda gerçekleşiyor. Sergi, farklı alan ve disipinlerden gelen katılımcıları ile birlikte 15 gün süren işleyen bir mekan ve geçici bir sanat kurumu yaratmaya odaklandı.

Kimlik, konum ve farklılık üretiminin belirli kaynaklar ve alışıldık yollarla gerçekleştirilmesine karşıt olarak sergi, katılımcıları ve onların pratikleri dolayısıyla bağımsız ilişkisel metotları üretiyor ve görünür kılıyor. Ortak mekân ve bilgi üretimi, ağ biçimli ilişkiler, bellek, arşiv gibi meseleler ve bunların ürettiği konumlar bu serginin odağında duruyor.
Katılımcılar, ürettikleri projeleri aracılığıyla sanat üretimini ve ilişkili olduğu bağlamlar aracılığıyla yerleştiği konumunu, izleme, üretme ve katılım ilişkilerini mekânı kullanma biçimleri üzerinden sorgulamaya açıyorlar.

Katılımcılar
Caner Aslan
İnci Furni
HaZaVuZu
Kanalkayıt
Borga Kantürk
Tayfun Serttaş
Vahit Tuna
Pelin Tan

Misafir Küratör
Önder Özengi

Sergi Yapımcısı
Manzara Perpectives
(Anna Heidenhain – Kristina Kramer)

Sergi 16–30 Nisan 2009 tarihleri arasında Suriye Pasajı’nın 4. katında Pazar hariç hergün saat 12:00 ve 18:00 saatleri arası görülebilir.

Adres: Suriye Pasajı
İstiklal Caddesi, No.348, Kat:4
Tünel - Beyoğlu

*Sergi kapsamında 18 ve 25 Nisan günleri sunumlar ve konuşmalar gerçekleşecektir.

---

25 nisan günü konuşma yapacağım tahminimce daha önce blogdan birşeyler yazarım.


GÖRELİ KONUMLAR VE KANAATLER SERGİ PROGRAMI


16 Nisan 2009 Perşembe

20.00
HaZaVuZu - “30 Ağız Binayı Yıkar”


18 Nisan 2009 Cumartesi

15.00
“-1” Güncel Sanat için Geçici Ofis kapsamında

Borga Kantürk : “-1 Güncel Sanat arsivi ve kayda geçmeyeni
tekrar düşünmek: Yeni kayıt ve tartışma olanaklarını
zorlamak”

16.00
Merve Şendil: “Yeraltı kültürünün iletişim aracı: Fanzin”

Underscene, -1 Güncel Sanat / Geçici Ofis I ` de İzmir`den
çıkmış fanzinleri içerikleri ne olursa olsun kaotik bir
kolajla oluşturdukları ve fotokopi ile çoğalttıkları sadece
dış görünüşleri ile bile algıyı bozmaya, kalıpları yıkmaya
yönelik olan bu kültürü paylaşmayı amaçlıyor.


17.00
Caner Aslan: “15 Dakika”

Caner Aslan son bir kaç aydır kafasını kurcalayan farklı
düşünce, olay ve bilgi kırıntılarını birbirine bağlayarak
hızlı bir şekilde anlatmaya çalışacak.

25 Nisan 2009 Cumartesi

15.00
Pelin Tan, “Artı Değer” kapsamında

Tangör Tan: “Yemegin Disiplinler Arasi İliskileri”

Mutfak dünyası ile ilgili görüş ve deneyimleri hakkında,
diğer bilgi üretimleri arasındaki ilişkilere de değinerek
bir konuşma yapacak.

“-1” Güncel Sanat için Geçici Ofis kapsamında

Elmas Deniz: Başka olasılıklar; tarifler, notlar...

Sanatçı, konuşmasında bireysel bir perspektiften, kendi
biraraya getirdiği örnekler ile genel sanat problematiği;
olası sanatçı –sanat sergileme ve durum yaratma- modelleri
üzerine konuşacak. Sanatçı kimdir? Başka olasılıklar için
nasıl bir ortam gereklidir? Yaratıcılık kimde aranmalıdır?
Tabular nelerdir? Araştırmacı militan kimdir? Sanatçının
önlenemez pasifliği. Ezberlenmiş olandan çıkabilmek.
Homojen sanat ortanmından kurtulma yolları, zihinsel mekan
ihtiyacı konuşmanın ana hattını oluşturuyor.
Katılımcılarla birlikte bu soruları geliştirme amacı
taşıyor.

17.00
Deniz Gül ve Burak Arıkan: Gayri Maddi Emek Üzerine Notlar

Deniz Gül bloğunda yayınladığı mesleki iç döküşleri takiben
güncel sanat üretimini sorgulayan bir dizi editöryel
etkinliği Suriye Pasajı'ndan başlatıyor. Gayri maddi emeğin
dönüşümü üzerine Burak Arıkan'ı davet eden Gül, Arıkan'ın
User Labor projesine yoğunlaşarak sorularına cevap
arayacak. Program, değişen dünyada sanatın yerinin bir
değişmez olarak belirlenmesine karşı çıkan, özellikle de
dijitalizasyon ile yeni gerçekliğin peşinden koşan artı
değer üreticilerini yıkıcı bir arayışla soru sormaya davet
ediyor.

Toprak işleri

Şimdi de yetiştirdiğim çiçeklerden bahsetmek istiyorum:

Bir tanesi cihangirdeki kafe 6 isimli mekanın arka bahcesinden kopartıp getirdiğim tek dal Japon şemsiyesi bitkisi.
Diğeri melekler dürümevinin dışarı koyduğu saksılardan arsız ama sevimli bir bitkicik. Telefon çiçeği gibi adlar veriyorlar, uzamasi yüzünden telefonun kordonu gibi. Bir tanesi bir çam fidanı sevgili arkadaşlar örnek olarak almışlar onu. Bir tanesi bir bardan kurumak üzereyken getirilip kurtarılan bir selvigil familyası mensubu. Son saksımız da latince adı hedera olan çiçeksiz bir sarmaşık türü yerde yayılarak büyüyenlerden... Şimdi suya koyduğum ise geçmişolsun gülüyle gelen iki dal eğreltiotu.

Deve tabanı arıyorum. Bilen gören varsa çok ama çok sevinirim.
Kapitalizmin besini olarak: Yaratıcılık

Buradan open source ile nasıl para yaptıldığına, facebook'a bakabiliyoruz. Bireylerin demokratik katılımı para yapıyor artık. Zaten "yaratıcı fikirlere" ödüller veriliyor bankalar tarafından.

İmaja inanmamaktan, sanat nesnesine inanmamaktan bahsediyordum geçenlerde... buna en yakın örnek kavramsal sanat ve onun Amerikadaki örnekleri gibi duruyor. Tabi doğal olarak kavramsal sanatın parlak zamanlarında ve dolayısıyla politik hareketlerin de etkisiyle o zaman sanat nesnesini bir tur " tuzak" olarak görmekte olan ve ticarileşmesine de büyük oranda karşı çıkan bu anlayış da dairesel turunu tamamlamış ve kapitalizmden ağır nasibini almış duruyor. Aslında her zaman eleştirilegeldiği gibi, kavramsal sanatın kahraman deha sanatçı tipini yaratmadığını düşünüyorum. Ama fazla para gerektirmeyen projeler yapabilmenin veya sanat eseri odaklı ve dolayısıyla tamamıyla çerçevesi belli bir alandan çıkış olarak içerdiği seçenekler bana hala çok hoş görünüyor. Bu doksanlarda da birçoklarına hoş görünmüştü...

Esas mesele kapitalizmin tüm yaratıcı faaliyetleri, kültürün en enteresan ve yaratıcı kısımlarını yutmaktaki arsızlığı. Kültür endistürisi, bienal turizmi, moda ve müzik. En alternatifler dolayısıyla en yaratıcı ve ilginç olanlar en fazla para kazandıracak olanlar oluveriyor.

Evet yaratıcılık sanatçıda olması doğal olarak beklenen şey ama artık sanatçı da yaratıcılığın yanına birşeyler daha eklemek zorunda gibi. Etik mesela. Alturism belki.

Gerçi sanatçı dediğin kişi de özgürlük yanılsamasıyla yaşamaya mahkum. Bu yeni yaptığım işimin adı aynı zamanda.

Bir gün bir polis sizi evinizde vuruverebilir. Toplum güvenliği ve suçu temizlemek herşeyden önemli zira.

Çok fena kapana kıstırıldık.

Bu nedenle "direnmenin" de anlamı kaydı. Sanatçı olarak.

48 saatlik uyku sonrası çıka çıka bu karamsar tonlar çıktı benden.
Neyse değişen birşey yok. seçenek de yok. Herseyin kötü olduğunu bile bile devam etmek zorunda olmak diyordum ya işte bu o. Özgürlük yanılsamasıyla ama inatla devam etme hali.

yine acayip acayip yazmaya başladım.

iyi bari.

pek yazamıyorum

Nedense bu günlerde yazabilmem mümkün olmadı. İnternet bağlantım kesildi. Evden artık zor, belki komşumdan şu anda olduğu gibi...

Doğum günümde yazdıklarım yanlış anlaşılmasın aslında doğum günümü arkadaşlarım kutlamadığı için değil benimle arkadaşmış gibi yapan ve benim özel hayatıma izinsiz damlayan kurumlara olan kızgınlığımdı yazma nedenim. Türk hava yolları, Anadolu Hayat sigortası benim doğumgünümü kutlar ama ben bu kurumlara hiçbir zaman 'benim bir derdim var' diye gidemem bir arkadaşıma yapabileceğim gibi. İşte kızdığım buydu...

Kafam çok karışık bu günlerde. Asla kötü bunalımlı diyemem sadece karışık o nedenle yazamıyorum.
affınıza...

Elmas

Search This Blog