Lambda için ne yapacağız sorusunun yanıtı.

Basina ve kamuoyuna;

29 Mayis 2008 tarihinde Lambdaistanbul derneginin kapatilma davasinda yerel mahkeme, kapatma yönünde karar verdi.

Bu karari degerlendirmek için 3 Haziran 2008 Sali günü saat 11.00'de, Sivil Toplum Örgütleri ile milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Ufuk Uras'in da katilimiyla bir basin toplantisi düzenlemekteyiz. Katiliminiz ve desteginizden onur duyariz.



Tarih: 3 Haziran 2008 Sali

Saat: 11:00

Yer: Taksim Hill Oteli

Adres: Siraselviler Caddesi No:5 (Taksim Meydani Girisi) Beyoglu-Istanbul

Iletisim: lambda@lambdaistanbul.org tel/faks: 0 (212) 245 70 68


Gasp Edilen Örgütlenme Hakkimizin Helvasini Yiyoruz

1993'ten bu yana faaliyetlerini sürdüren Lambdaistanbul 2006 Mayis'inda Lambdaistanbul LGBTT Dayanisma Dernegi adiyla tüzel bir kisilik kazandi. Istanbul Valiligi'nin, dernek tüzügünün hukuka ve ahlaka aykiri oldugunu iddia ederek dernegin kapatilmasi için yaptigi basvuruyla baslayan hukuki süreç, 29 Mayis 2008 tarihinde Beyoglu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dernegin kapatilmasi yönünde bir karar vermesiyle yeni bir asamaya girdi. Hukuk mücadelemiz temyiz yoluyla devam edecektir.

Insan haklarina duyarli tüm kisi ve kuruluslari, mahalle hukukunun gasp ettigi örgütlenme özgürlügümüzün helvasini yemek için 7 haziran 2008 Cumartesi günü gerçeklestirecegimiz basin açiklamamiza katiliminizi bekliyoruz.


Tarih: 7 Haziran 2008 Cumartesi

Bulusma yeri ve saati: Taksim Tramvay Duragi 13.00

Basin Açiklamasi yeri ve saati: Galatasaray Meydani 13.30

Iletisim için:

lambda@lambdaistanbul.org

www.lambdaistanbul.org

tel/faks: 0 (212) 245 70 68


29 Mayis 2008



BASINA VE KAMUOYUNA



29 Mayis 2008 tarihinde Lambdaistanbul derneginin kapatilma davasinda yerel mahkeme, kapatma yonunde karar verdi. Bundan sonraki surec, davanin Yargitay tarafindan incelenmesiyle devam edecek. Bu surec tamamlanana kadar dernek varligini surdurecek.



1993'ten beri Istanbul'da faaliyet gosteren Lambdaistanbul, 2006 Mayis'inda derneklesti. Istanbul Valiligi, dernek tuzugunun hukuka ve ahlaka aykiri oldugunu iddia ederek kapatilmasi icin savciliga basvurdu. Savci orgutlenme ozgurlugu kapsaminda davayi reddetmesine ragmen Valilik karara itiraz ederek konuyu mahkemeye tasidi. 2007 Temmuz'unda gorulmeye baslayan davanin 6. durusmasi 29 Mayis 2008 tarihinde Beyoglu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde goruldu ve yerel mahkeme, dernegin tuzugunu hukuka ve ahlaka aykiri bularak kapatilmasina karar verdi.



Lambdaistanbul derneginin kapatilma istemiyle acilan dava surecinden bizim anladigimiz, Turkiye'de fiilen ve yasal olarak varolan LGBTT orgutlerinin yasal alanin disina itilmeye calisildigidir. Toplumsal duzen, kendi icindeki celiskileri cozmeye calismak yerine, bu celiskilerin hali hazirda ceremesini ceken kimlikleri ve kisilikleri mahkum etmektedir. Boylece toplumsal duzeni koruma iddasinda olanlar LGBTT'lerin her an ve her turlu somuruye acik bir sekilde yasamaya devam etmelerinin kendi cikarlarina daha iyi uydugunu acikca belirtmis oldular.



Bizler her hak mucadelesinin mesru zeminini yaratmanin uzun cabalar gerektiginin bilincinde olarak yasal taninirlik uzerinden mesruiyet zeminimizi artirma cabalarimiza devam edecegiz.

Lambdaistanbul LGBTT Dayanisma Dernegi

Tel: +90 (0) 212 245 70 68
Istiklâl Caddesi, Katip Celebi Mah. Tel Sok. No: 28/6 Kat:5
Beyoglu - Istanbul
www.lambdaistanbul.org
lambda@lambdaistanbul.org



Lambdaistanbul Court Case Decision: What's Next?

29/05/2008
97 kere okundu

Istanbul, May 29th, 2008

Lambdaistanbul Court Case Decision: What's Next?



On May 29th, 2008, the local court in Istanbul has announced its judgment for Lambdaistanbul LGBT Solidarity Association to be shut down. The legal process will go on with the Supreme Court of Appeals looking over the case file. The association is not yet closed down until there is a final decision by the Supreme Court of Appeals.



Lambdaistanbul, a local organization which has been active since 1993, has been a registered association in May, 2006. However, the City Government of Istanbul has claimed the association's statute to be against the law and public morality, and applied to the prosecutor's office for a closing case against Lambdaistanbul. Although the prosecutor has rejected the case on the basis of freedom of association, the City Government has appealed to the decision, so the issue was taken to court. The proceedings started in July 2007. The sixth hearing of the case was heard on May 29th, 2008 in Beyoglu 3rd Civil Court of First Instance, and the local court has made a decision for Lambdaistanbul to be shut down, despite the legal expert's report which stated that the association is not against the law or public morality.



The way we see this process is that LGBT organizations that currently exist either in practice or as registered entities in Turkey are trying to be pushed out of the legal domain. Instead of accepting their existence and protecting their basic rights, the state authorities choose to condemn LGBT people, by depriving them of their right to association.



We will go on with our work to raise our ground of legitimacy through legal recognition, knowing that it is a long road to build the legitimate ground for any struggle of rights.



We call the international community to support us in our work:



1. We invite your organization to sign our press release, which will be issued on Tuesday, June 3rd, to increase national and international awareness on this matter. If you want your organization's name to appear in this press release as a supporter of Lambdaistanbul, please contact us at: lambda@lambdaistanbul.org



2. We will do a demonstration on Saturday, June 7th, to protest against this court decision. We invite you to organize campaigns and demonstrations in your own area, in order to support our cause. If you have any questions, please don't hesitate to contact us at: lambda@lambdaistanbul.org



With solidarity,



Lambdaistanbul LGBT Solidarity Association

http://www.lambdaistanbul.org/php/main.php?menuID=26&altMenuID=46&icerikID=5422

http://www.lambdaistanbul.org

Lambda kapatıldı.

NE YAPACAĞIZ?


http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&HID=1&haberID=464604

Lambda İstanbul Lezbiyen, Gay, Biseksüel,Travesti, Transseksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği, mahkeme kararı ile kapatıldı.

Beyoğlu 3'üncü Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki duruşmaya dernek avukatları katıldı.

Bazı dernek üyeleri ve İnsan Hakları İzleme Örgütü temsilcisi Emma Sinclair-Webb de duruşmayı izledi.

Duruşmada hakim, Cumhuriyet Savcısı'nın önceki celsede konuya ilişkin esas hakkındaki mütalaasını verdiğini belirterek, dernek avukatı Fırat Söyle'nin de celse arasında mütalaaya karşı beyanını yazılı olarak mahkemeye sunduğunu bildirdi.

Dosya incelendiğinde davalı dernek avukatlarının yazılı beyanlarında, derneklerinin ismi olan "Lambda" kelimesini açıklayan tüzük değişikliklerini dernekler müdürlüğüne bildirdiklerini ifade eden hakim, avukatlara, yazılı beyanlarında bahsedilen tüzük değişikliğinin kapsam ve içeriğini sordu.

Derneğin avukatlarından Basri Akyüz, "Dernekler müdürlüğüne son olarak verdiğimiz dernek tüzüğünde, derneğin adı olan Lambda'nın ne anlama geldiğini açıkladık. Bunun haricinde derneğin adını değiştirmedik ve tüzükteki dernek amaçlarına ilişkin herhangi bir değişikliğe de yer vermedik.

Dernekler müdürlüğüne, dosyada mevcut olan dernek tüzüğünden farklı bir tüzük verilmemiştir. Dolayısıyla tüzüğün istenmesine gerek yoktur" dedi.

Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı mütalaayı tekrarladığını ifade ederek, derneğin feshedilmesini istedi. Bu mütalaaya karşı ne diyecekleri sorulan dernek avukatları ise derneğin yardımlaşma amacıyla kurulduğunu, hukuka ve ahlaka aykırı faaliyette bulunmadığını dile getirerek, davanın reddini talep ettiler.

Dosyayı karara bağlayarak, davayı kabul eden mahkeme de 5283 sayılı Dernekler Kanunu'nun 17'nci maddesi ve Türk Medeni Kanunu'nun 60/2 maddesi uyarınca derneğin feshini kararlaştırdı.

Kararın ardından adliye önünde toplanan Lambda İstanbul Lezbiyen Gay Biseksüel Travesti Transseksüel (LGBTT) Kadın ve Erkekler Arası Dayanışma Derneği üyeleri alkışlarla kararı protesto ettiler.

Davaname

Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Yalçın'ın hazırladığı davanamede, İstanbul Valiliği'nin, Lambda İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği tüzüğünün 2'nci maddesinin, Anayasa'nın "ailenin korunması"na ilişkin 41'inci maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun "Hukuka veya ahlaka aykırı amaçlarla dernek kurulamaz" hükmünü içeren 56'ncı maddesine aykırı olduğunu bildirdiğine yer veriliyordu.

Ayrıca, derneğin adında geçen "Lambda" kelimesinin Türkçe karşılığının dernek isminde belirtilmesi gerektiğini kaydeden valiliğin, dernekten bunların düzeltilmesini istediği anlatılan davanamede, dernek yöneticilerinin, tüzüklerinde yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle düzeltme yapmayacaklarını bildirdikleri ifade ediliyordu.

Davanamede, bunun üzerine valiliğin, dernek hakkında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 60'ıncı maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca işlem yapılması için savcılığa başvurduğu anlatılarak, belirtilen madde uyarınca derneğin feshine karar verilmesi isteniyordu.
--------------------

Aşırı yaşayarak intihar yerine öğrenme pratiği.

İçki içmeyi seviyorum ve aslında içip dolaşmayı seviyorum şehirde hareket halinde bir mekandan diğerine bir koddan diğerine. Dağıtmak ve kaybolma hissi, görüntüler sesler akmaya başlaynca kafan gördüklerini duyduklarını bilinç akışına çevirince...öyle güzel ki. Yazıda olduğu gibi görüntülerde de hislerde de bunu yaşamak. Hayatı izlemediğin dışında olmadığın anlarını kendine sağlamak.

En önemlinin bile önemsize taşındığı serbestlik hali. Kafa detoksu bir arkadaşın dediği gibi... Kontrolsüzleşmek ve öfkeye dönüşecekleri neşeye çevirmek... Şehri gezmek görmek ve olabildiğince başka hayatlara tuhaflıklara katılmak. Bunlardan biri olmak tuhaflaşmak. Şehir olmak.

Herşeyin dağılmasına, geçersizleşmesine, anlamlarından kopmasına, kendine izin vermek. Bir de "düşünme işi" bilinçli yapılamadığı için seviyorum, bedeni yoran şey beyni dinlendiriyor bir nevi. Sonra içince dans etmek, küçük flörtler, kaba hatlarıyla yarına kalan küçük konuşmalar, hatırlanmaması ve silinmesi ihtimali olsa da bunu umursamamak. Kalabalıkta herkesin delirişinde bulunmak. Mekan değiştirmek, insanları değiştirmek, ait olduğun olmadığın her yerde bulunmak. Bazen de sarı papuçlarını çıkartıp, uyuyarak katılıyorsun tabii..

İnsanları öyle güzelliklerinden çok iyi başarılı olmalarından değil aksine hepimizin birer çirkin ördek yavrusu oluşumuzdan dolayı seviyorum. Arkadaşlarımı seviyorum, hafif otistikçe, çokça.

Geçtiğimiz haftalardan bi gün Amsterdam'a gitmem gerekiyordu. Anlaşmalar, yazılı, sözlü veya mantık dizgesine göre anlaşmalar...Mesele şu, dedim ki organizasyonu yapan kişiye aylar önce, benim biletimi siz almazsanız bu işte yokum. Sonradan ödeyelim" i kabul etmiyorum tamam denildi ama para o denli geç geldi ki bende üçyüz yuro uçuşlar altıyüz. Sabahın bir körü ben sabah kavga etmişim de anlaşılmamış hissediyorum izmir ekürisiyle, bir dolu şey. Gitmedim...Amaç yoksa gitme zaten. Bir hata daha savurdum boşluğa.

Gitmedim ve "amsterdam olarak istanbul" böyle başladı. Madem Amsterdam'da olacaktım da değilim, madem arkadaşlarım da gelmiş, madem kafam da bozuk burada kendime "yok olma" hakkı verdim. Birbirine eklenen uzun bir bilinç akışı hayat akışı sarhoş başıboş zamanlar yaşatmaya karar verdim. Sanki sanat hayattan bu denli kopuk olunca kendimi hayata bu kadar karıştırmak istiyorum. Böyle şeyler...

Birkaç gece üstüste içtim. Bu amsterdam olayından önceydi bazı akşamlar yanlız, bazı geceler insanlarla beraber içtim... Sheila brezilyaya dönüyordu. Veda gecesi gibi bir şey o günden başlayayım...Sabah erken kalktım eşşekler gibi çalıştım sonra rahatsızlık duymayayım diye. Kendime giysi dikmek için kumaş aldım düğme, kırmızı, gri düğmeler, fermuar... Sonra elimde bunlarla sahaflara gittim kitap bakınmaya. Bir sahaf çay ikram etmek istedi ben de bu stratejinin hep işlediğinden yakındım. Ben çay ısmarlayayım sen de kitap almaya mecbur ol. Adam dedi ki " bu gün sana hiçbirşey satmayacağım" ben de çayı içtim.
Bir kumbara aldım ben çocukken vardı evimizde aynısından, aldım, bir de kitap "Lunapark İnsanları" şahane. Aldım diyorum zira satmadı gerçekten! Sonra bira içermisin diye sordu, -biz kapatmaya yakın içeriz de.
İçerim dedim. Sonra sevdiği şeyleri toplamayı seven bir müşterisi doktor-kolleksiyoncu katıldı bize. Sonra Babylon launch, tüm ekip orda hepsi sanatçı ondan sonra dogzstara gidildi. Bu sene pek bir punk güzel orası Deform plak insanları müzik yapıyor bazen. Camila'da kanepede uyudum. Ertesi gün işlerim vardı biraz onları hallettim akşam çıkıldı yine.

Akşam buluştum şehre gelen arkadaşlarla. İsveç şurubu dediğimiz alkol çantada biz se sürekli diyet kola spariş eden insanlar. Bir diyet kola da ben alabilirmiyim? Üzerine yüzbaşı volkan tatlısı.

Çıkıldı, yorgun olanlar eve dipsomanyaklar başka yerde devam etmeye. Ben ise yine herkes gidince başlıyorum tek başıma şehirde dolaşmaya. Son gidilen bar karşısındakinden önce kapanıyor hep ve tüm müşteriler karşı bara geçiyor. Hep beraber bar taşındı karşıya garson çocuklar süper, bir iki yaşlı kimse herkes mutlu.

Ben bir ara izmirdeki brodvey pavyonu anlatmaya koyuldum, nasıl da güzel bir yerdir. Amelelerin haftalık yöğmiyelerini bir gecede ezdikleri, işadamlarının konuklarını getirdiği, egzantrik ailelerin gösteriler için birlikte geldikleri bir yerdir. Ve ben hala orada sahneye çıkan herkesin 70 milyonu sallayabilecekken neden sadece o pavyonda olduklarını anlayamam. Neyse bu brodvey pavyon kırmızı kalılarla kaplıdır, duvarlarda ise aynayla döşenmiş. İnsanlar bir amfitiyatro düzeninde balkoncuklarda otururlar ve merkezde cam sahne vardır. Benim hayranlığım programın uygulanışı ve güzelliğinden ve dekorun düşkünlük değil aksine özel bir yerde hissettirmesidir. Esmer zayıf sert mizaçlı dansözden sonra sarışın, iri göğüslü ve fingirdek bir kadının çıkması, türk sanat müziği ve arabesk için farklı şarkıcılar, akılalmaz sesli bir assolist (rivayet şampanya yerine araba anahtarı gönderildiği bir gece kabul etmemiş), iyi bir çingene orkestrası yirmi kişilik. İşte ben cihangirde bir barda bunları anlattım.
Garson çocuk Karslı, 22 yaşında, gülüyor hep, hiç pavyona gitmemiş. Ben de istanbul da hiç gitmemişim pavyona. Biçokları bulunmamış.
Biz ne kadar insan varsa barda o an çıktık ordan pavyona gitmek için. Pavyon düşündüğüm gibi işlemedi, bir barın arkasında üç beş yakası beyaz dantelli kız baygın ve sıkıntılı bakıyorlar etrafa müzik ise daha türkü. Pavyon tam olmadı ama birşeye evrildi. O gece mesela Halay çekmeyi öğrendim.

Ertesi gün bir gün önce yorgun olanların içesi geldi. Üç genç kişi eğlenmek istedik, bir gey bardan çıkıldı dans ettik etmesine... Ne de olsa hepimiz mükemmeliyetçi danssa deli gibi, çalışmaksa çalışmak, her işi iyi yap. İyi eylen. Ama nerede? Hangi mekanda ? İstanbul da nerede eğlenilir? Bu soruları, birisi Berlin gece hayatı olan ve diğeri burada "eve kapanma tehlikesi" geçiren iki kişiyle yaşadım.

Bense en çok eldekini farklı kullanarak dönüştürerek eğlenmeyi severim.

Galata köprüsü mesela çok çirkindir alt kattaki içkili mekanlar. Akşam gidilmez, gece gidilmemeli. Hep değil ama yılda bir-iki kez sabah 7'de pembe şarap içilirse çok değişik hisseder insan. Bambaşkalaşır mekanın kalitesizliği.

Beyoğlunda nereye gidilir? Hükümet nedeniyle iyiden iyiye içki baskı görürken, turistik amaçlı gereklilikten olmasına izin verilen ve herneyse, erken kapanan mekanlardan. Bozulmuş eğlence anlayışından. Gürültüden, kabalıktan. Ama şeylerin saatlerini, yerlerini veya konumlarını değiştirince herşeyi yeniden sorgularsın, absürtlük ve aşırılık bir tepki çeşitidir bence kabul etmemek reddetmeye yarar.

Dağıtmak değiştirmek içindir.


Bazı eğlence mekanlarının bir kitlesi vardır, hedef kitle. Buna uymuyorsan muhteşemdir bu seni toplumsal tabakalaşmadan ve saçma bir grubun parçası olmaktan korur ve insanları asla ötekileştiremezsin. Bu çok dilli olmak gibidir başka kodları okursun. Farklı eğlence anlayışlarını denemek adama böyle geri döner. Next to kin, sürgün, öğrenmiş...

Bir de karaktersizler vardır beyoğlunda, bara dönmüş berbat biralar satan berbat müzik çalan berbat tuvaletli sandalyeli. "Looser" mekan. Bunlarda dil öğrenilmez kod okunmaz. Bunlardan birisine girdik coşkuyla arkamdan delilerin ikisi geldi. Eğlenirken benimle aynı hissettiğine inandığım iki kişi. Benimle aynı hızda değişiklikleri evetleyen iki kişi. Tarkan çalan bara öylece girdik. Sonrası mekanda oturan kalabalık turist grubunun karşısında sulukule dansları şarkı istemeler mastika. mastika. Entellektüel kimliğimizmiş, cinsel kimliğimizmiş, biz baya kaybettik ama orda belkide "ayasofya" gibiydik, ben duvara karşı sibel kekillisi alman turistin gözünde, ayasofya kadar turistik ama "mekan" değil "insan". Modern, şehirli ama göbek dansı edebilen her hayata sirayet edebilen üç genç hayat dolu.

Üstelik bu kadar toplumsal histeri yoluyla yayılan "bunalmlılar" karşısında direnerek. İşimize bakalım. Gerçeklere bunal. Körlükten bunalmayanlarız biz.

Sergi açılışı var, mesela içeri giremiyormuşsun davetiyen yoksa, ben daha önce kovuldum kapıdan. Yapı Kredi sanat galerisi, Ayşe Erkmen sergisi. (Bir not:Eski platformun sokağında bir çaycı var Yakup abi. Orda tavla oynadığım sanat dışı tanıdıklarım benden rica ettiler rehberlik etmem için bu sergiye, yapacağım.)

Açılış sonrası eküri büyüdü bu sefer şehirde dolanmıyoruz belki ama şehrin ürettiği güzel bir mekandayız. Güzellik şehirde underground bir kitlenin punkların Sezginlerin takıldığı bir mekandayız. Burası sadece bir tür grup insanı maddi kazanç elde etmek için sömürmekle değil sosyal mekan olarak birleştiren bir yer. Şehirde oluşan küçük grupların cemaatlerin yeri. Kötü dekorasyon sıkı kitle. İşte bu mekan geçen senelerde elektronik müzik furyasına adam toplarken şimdi bir buluşma yeri. Dans ediyoruz deliler gibi, güzeliz. Gerçekten güzeliz zira dışarıdan ayık biri gelse bize "kayıp gençlik?" der ama biz aksine iyi işler peşinde koşan, okuyan ve soranlarız. İyi de zıplıyoruz vesselam...

Gürültüde huzurla uyumuşum... taşınmışım.

Ertesi gün terkosta göbeğimden şikayet ediyorum -elim karnımda- ve marino cemali' yi almaya gideceğim aynı iki arkadaşımla. İş iptal edilmiş, zaman var yani geç kalmıyoruz ama o bilmiyor. "Çocuğu almayacakmıyız" diye bağırıyor sevgili arkadaşım. Ellerinde donlar... ben tek kadın.

Kahkaha. Aynı anda.

Dejenere gençlik..."hayır çocuk hanginizden bilsem doğuracağım" aklımdan geçiyor ama söylemiyorum. Dejenere. Nazi tabiriyle; dejenere gençlik. Yakılası.

Günlerin yorgunluğu ve tüm bu anlattıklarımdan önce profesyonel yemek pişiren bir kardeşin, kurufasülye pilavını yedik hava sıcaklamadan. Turşularla, içki de içmedik, aferim. O gece yine fal baktım. Son dönemde nedense çıkıyormuş söylediklerim. Fala çok inandığımdan değil ama insanların gelecekle ilgilenmesi beni hayran bırakıyor. Geleceğini merak eden hayatı bırakmamıştır. Bunu arkadaşlarda görmek iyi bişey.

Öncesi sonrası ne ne zaman oldu bilmiyorum pek net değil kafamda. Bir dolu olay şey ve durum zincirler halinde oldu. Hayat meğer sürrealmiş. Bu hayatın bir kısmı teorilerden fena halde atılmış. Hayatı bu denli karıştırmak da yasaklanmış kadına.

Tabi tüm bunlarla Diyarbakır'ı nasıl bağlarım diye düşünüyordum servis beklerken havalimanına. Çok heyecanlıyım ilk kez gideceğim diye. Gavura gitmek bu denli değildi.

Sabahın bir körü kafamda bunları yazmak var ve benim bir bağlantıya ihtiyacım var. Öyle tuhaflıklarla karşılaşıyorum öyle zigzaglar çiziyorum ki bağlanmıyor birbiriyle havaş servisinin kalkmasına 15 dakikka var. Ve o anda o gidilen türkü-pavyonda çalışan atletli-bezmiş üç kız geldi oturduğum çorbacıya, o kadar neşeliydiler ki "erkeklerden kurtuldukları" için olmalı dedim.
Tanıdım, iyi sabahlar dedim servise yürüdüm. Bağlantı beni öylece buldu.

Ben Bram Stoker'in Drakula kitabını Pakistan da okudum.

yeni yazı

Hızıma hız katmak ve blog gücü adına buraya bir not; kendimi toparlayıp çok güzel şeyler yazacağım kararlıyım.

İki arkadaş, kahve falı, aynı kurufasulye, pavyonda halay, stüdyom, insan olarak nasıl ayasofya olunur ve bunun sulukuleyle ilgisi nedir, isveç surubu, kozmopolitan kokteyli ve sarhoş taşımada profesyonel olma, terkos,amsterdam olarak istanbul, insan... bir de Lunapark insanları gibi eşsiz bir sanat eseri var ki ona ayrıca değineceğim.

Bildiğin tanıdığın sıradan yerlerin absürt ve sürreal deneyimlere dönüşmesi ve böylece içinde tanıdığım bildiğim insanları içeren bir şehir analizi olacak yeni yazı hem de en subjektifinden!

Sevgiler

PROBLEMA SOSYAL

İnsanların kamusal alandaki bulunuşlarının kısıtlama, yasak ve çeşitli normalleştirme süreçleriyle kısıtlanmasından, düzenlenmesinden bahsetmek isterdim. Devletin birey üzerinde kurduğu baskının aleni olmadığı bir durumda bu derinden ve gizli olanı açık ederek bir nevi mücadele ediyor olmayı isterdim.

Ama baskı o derece aleni, yani türkiye devletinin faşizmi bu denli aleniyken insan ne yapacağını şaşırıyor!

Ben istiklal üzerindeydim 1 mayısda, YÜRÜMEK VE TOPLANMAK YASAK MEYDANDA İŞÇİLERE. İSTİKLAL CADDESİNDEN TAKSİM MEYDANINA YÜRÜMEK de işçi olmasan bile.1 MAYIS GÜNÜ TAKSİME ULAŞIMI SAĞLAYAN TÜM OTOBÜS VE VAPUR SEFERLERİ İPTAL EDİLDİ. Taksim istikametine gelen ve insan taşıyan otobüsler polis tarafından kilyos sahiline çekildi bunu duyunca yuh dedim. Annem de bana polislerin birçoğunun kollarında sicil numarasının olmadığını söyledi telefonda, bu gerçekten fena. Asap bozucu bir gündü bir mayıs. İstiklal caddesi gün boyu savaş alanıydı.

Basbakandan yetkililerden gelen yorumlara değinmeyeceğim bile. Yazık.

Herneyse bu metni yazıp bırakmıştım draft dosyasındaki birçoğu gibi. Az önce istiklal üzerinde reklam amaçlı parfüm şişesi kılığında giyinmiş ve sağa sola parfüm sıkan adamlarlar vardı. İnsan düşünüyor acaba burası aynı istiklal caddesi mi diye? Biber gazı, parfüm???

Polislerin sıralalndığı alanda şimdi o parfüm adam koku sıkıyor insanlara...

Yerine gitsin.

Search This Blog

Loading...